Ana Sayfaya Dön
Politik Psikoloji & Analiz 2018 — Ahmet Faruk Vatansever

Siyaset Psikolojisi: Bireyin Siyasal Davranışını Etkileyen Unsurlar ve Oy Verme Eğilimi

GİRİŞ

20.yy'ın başlarından itibaren küreselleşmenin etkisiyle birlikte değişen ve gelişen uluslararası sistem içinde bireyin ve kitlelerin önemi artmıştır. Bu değişim ve gelişimle birlikte bireyin ve kitlelerin davranışlarını anlamak, açıklamak ve öngörmek ihtiyaçları da doğmuştur. Bu bağlamda Siyaset psikolojisi, siyasal davranışın pek çok yönünü açıklamamızı olanaklı kılacak şekilde, siyaset biliminin ve psikolojinin önemli bir alanı olarak ortaya çıkmıştır. Öncelikle 1920'lerde siyasi liderlerin psikanalitik çalışmalarının yapılmasıyla kişilik ve siyaset konusu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar zaman içinde psikoloji biliminin gelişmesine paralel olarak artış göstermiştir.

1940'lara gelindiğinde ise siyaset psikolojisinin ilgi alanı değişmeye başlamış ve bu yazının konusunu da oluşturan kamuoyu ve oy verme davranışı, özellikle ABD'de bu konuya ilginin artmasıyla siyaset psikolojisinin ana gündemi olmuştur. Michigan Üniversitesi'ndeki araştırmacılar 1950'li yılların başından itibaren kamuoyu ve oy tercihleri konusunda anket verileri toplamaya başlamıştır. Siyaset psikolojisi, kitle siyaseti, medyanın siyasal tutumları etkilemedeki rolü, ABD özelinde ırk siyaseti ve toplumsal hareketler ile birlikte Amerikan siyasal davranışının diğer birçok yönünün analizinde kullanılmıştır. Bununla beraber bu çalışmalar ve analizler ABD'nin yanı sıra başta Birleşik Krallık olmak üzere diğer birçok ülkede de yapılmıştır.

1960'ların başında siyaset psikolojisi uluslararası ilişkilerde kullanılmaya başlamıştır. Özellikle 1962 Küba Füzeler Krizi'nde taraflar birbirleriyle ilgili algılarıyla ve davranışlarının analizi için siyaset psikolojisini kullanmışlardır. 1970'lerden itibaren siyaset psikolojisi 1. ve 2. Dünya Savaşlarının anlaşılmasından, nükleer caydırıcılığa, kriz durumlarında karar almadan, terörizm ve etnik çatışmalara kadar uluslararası siyasetteki birçok konunun kavranmasında etkili olmuştur.

SİYASET PSİKOLOJİSİ NEDİR?

Siyaset psikolojisi, bireylerin ve grupların siyasal davranışı anlamak, açıklamak ve öngörmek için bilimsel araştırma yöntemlerini ve bu bağlamda psikolojiyi de kullanan disiplinlerarası bir alandır. Esasında bu alan o derece disiplinler arasıdır ki "siyaset psikolojisi" olarak adlandırmak yanıltıcıdır.

Siyaset bilimi ve psikolojinin yanı sıra, sosyoloji, kamu yönetimi, ceza hukuku, antropoloji, iletişim, işletme, iktisat ve diğer pek çok alandan araştırmacıyı bünyesinde barındırmaktadır. Cottam'a göre "Siyaset psikolojisi, oldukça verimli bir diyalog geliştiren türlerin bir evliliği olarak tanımlanabilir."

Siyaset psikolojisi, davranışları anlamak, açıklamak ve öngörmek adına sosyal bilimlerdeki pek çok alandan farklı olarak, deneylerden anketlere, spesifik olay çalışmalarına uzanan çeşitli bilimsel araştırma yöntemlerini kullanmaktadır.

SİYASET PSİKOLOJİSİ: KİTLE SİYASETİ

İnsanlar Kime Oy Vereceklerine Nasıl Karar Verir?

Seçim süreçlerinin birincil aktörü daima seçmenlerdir. Demokratik sistemlerde birey, vatandaşı olduğu ülkeyi yönetecek kadroyu seçme hakkına sahiptir ve bu hakkı kullanan kişiler seçmenlerdir. Seçmenler, birçok faktörden etkilenmekte ve bunun sonucunda siyasi bir karar ile kendilerini yönetecek olan kadroyu belirlemektedirler.

Seçmenleri genel olarak, kararlı seçmenler, zamanın doğasına göre karar veren seçmenler ve kararsız seçmenler olarak sınıflandırabiliriz. Kararlı seçmenler, zaman içerisinde edindikleri siyasi tecrübe, siyasal bilgi, siyasal yönelim ve siyasi görüşleri bakımından değişime direnen ve bu bağlamda kolay bir şekilde karar değiştirmeyen seçmenlerdir. Kararlı seçmenlerin oy verdiği partiyi değiştirmemesi, zor değiştirmesi bakımından partiler için sadık ve güvenilir seçmenler oldukları söylenebilir. Partiler seçim çalışmaları yaparken uyguladığı propagandalarda genel olarak parti tabanını oluşturan kararlı seçmenleri hedef almazlar. Ancak parti tabanını kaybetmemek adına söylem ve mesajlarda motive edici unsurlar kullanırlar.

Zamanın doğasına göre karar veren seçmenlerin, kararlı seçmenler göz önüne alındığında kararlarında daha kolay değişkenlik gösterdiği gözlemlenir. Bu seçmenler genellikle kişisel çıkarlarını dikkate alarak tercihlerini yapmaktadırlar. Rasyonel bir şekilde tercih yapan bu seçmen kitlesinin bir partiye bağlılık hissetmesi mümkün değildir. Bu seçmenlerin partiye yakın hissetmeleri için çıkarlarının temsil edildiklerini düşünmeleri gereklidir.

Kararsız seçmenler ise partilerin asıl hedef kitlesidir. Partiler seçim dönemlerinde bu seçmenleri kendi taraflarına çekmeye çalışırlar. Özellikle siyasal katılımın yüksek olduğu yerlerde kararsız seçmenlerin oyları belirleyici olmaktadır. Partiler seçim dönemlerinde propaganda faaliyetlerini bu kitle üzerine kurmaktadırlar. Kampanyalar, vaatler ve reklamlar kararsız seçmeni etkilemenin en önemli unsurlarıdır.

Karar, farklı alternatifler arasından gerçekleştirilen bir seçme işlemi olarak ifade edilebilir. Birey, hayatın her alanında birçok konuda çeşitli kararlar vermek durumundadır. Bireyin siyasi kararı ise seçim döneminde oy vermesi ile gerçekleşir. Birey bu siyasal davranışını bir süreç içerisinde gerçekleştirir. Bu süreç genel olarak karar öncesi ile başlamakta, karar verme ve karar sonrası şeklinde devam etmektedir.

Seçmen, siyasal karar verirken çeşitli alternatifler içerisinde kendi siyasi kimliğini ve beklentilerini, adayları, kampanya ve vaatleri ve benzeri konuları önemser. Bu konularda kendisine en makul gelen alternatife karar verir. Seçmen bu siyasal kararı verebilmek için çeşitli enformasyon yöntemleri ile edindiği siyasi bilgileri kullanır. Medya, sosyal medya, sosyal ortamlar bireyin bu bilgileri edinmesinde önemli yer tutar.

Seçim kampanyalarının temel amacı, seçmenleri ikna etmektir. Seçmenleri ikna etmek için birçok ikna teknikleri kullanılmaktadır. Adaylar, kampanya dönemlerinde düzenledikleri mitinglerde seçmeni ikna etme ve ikna olmuş seçmenin iknasını pekiştirme amacı güderler. Bu bağlamda adaylar, hitap ettikleri kitlenin siyasal kültürlerini ve kimliklerini göz önüne alarak söylemlerini şekillendirmektedirler.

İnançlar, Değerler, İdeoloji, Tutumlar ve Şemalar

İnançlar terimi, insanların nesneler ve özellikleri arasında kurduğu bağlantılar olarak tanımlanabilir. Bir başka tanıma göre inançlar "şeylerin nasıl olduğuna dair anlayışımızı tertip eden bilişsel unsurlar"dır. Bu inançların gruplaşması durumunda ise inanç sistemi ortaya çıkmaktadır.

Değerler ise inançlar ile oldukça yakın ilişkilidirler. İnançlar, doğru olduğuna inandığımız şeyleri yansıtırlar; değerler ise o zaman içinde doğru olmasa bile, doğru olmasını istediğimiz şeyleri yansıtmaktadırlar. Rokeach (1973), iki tür değer bulunduğunu, bunların da ulaşılmak istenen hedefler olarak nihai değerler ve bu hedeflere ulaşmanın araçlarını onaylayan araçsal değerler olduğunu ileri sürmüştür.

Siyasal değerler ve inanç sistemleri ideolojinin temel unsurlarıdırlar. İdeoloji, "özellikle karmaşık sıkıca birbirine geçmiş ve geniş kapsamlı" bir tutum ve inanç yapısıdır.

Tutumlar için klasik bir tanım yapmak gerekirse, olumlu ya da olumsuz inançlardan, duygulanımsal hisler ve duygulardan ve tutum nesneleri, yani değerlendirilen varlık ile ilgili eylem ve eğilimlerden oluşan kalıcı bir sistem olduğudur. Tutumlar ile ilgili çeşitli tartışma konuları vardır. Tutum araştırmalarının başlangıcında, bireyin tutumlarının onun davranışlarını belirlediği düşünülüyordu. Örneğin, ırkçı bir kişinin, çocuğunu hangi ırktan hoşlanmıyorsa onların çoğunlukta olduğu bir okula göndermesi çok olası değildir. Bununla birlikte yapılan çalışmalar tutumların, davranışları tahmin edildiği kadar etkilemediğini göstermektedir. Bu bağlamda, insanların her zaman tutumlarına göre hareket etmeleri beklenmemelidir.

Tutum kavramının yanı sıra yakın zamanda şema kavramı ortaya atılmıştır. Şema ise, "bir kavram ya da bir tür uyaran hakkındaki bilgileri, onun özelliklerini ve bu özellikler arasındaki ilişkileri de içermek üzere temsil eden bir bilişsel yapı" olarak tanımlanmaktadır.

Amerika'da Siyasal Gelişmişlik ve Oy Verme

1940'lardan itibaren araştırmacılar, Amerikan siyasal tutumlarını incelemek ve Amerikalılar'ın siyasal gelişmişlikleri ve tutumlarının ne kadar tutarlı olduklarını öğrenmek için çeşitli araştırmalar yaptılar. Amerikan halkının sahip olduğu demokrasi anlayışı ve bu anlayışın ne seviyede olduğu araştırmacıların temel hedefleri arasındaydı. Demokrasilerde, vatandaşların oy verirken siyasal bilgiyi temel alıp karar vermesi gerekmektedir. Tabi ki bu durum belirli bir seviyede siyaset bilgisini gerektirmektedir.

Michigan Üniversitesi Alan Araştırmaları Merkezi'nin anket verilerinden oluşturulan "Amerikan Seçmeni" (The American Voter, Campbell ve diğerleri, 1960/1964) isimli çalışma, Michigan modeli olarak tanınmaktadır. Araştırmacılar, insanların istikrarlı bir şekilde liberal ya da muhafazakar değerlere sahip olup olmadıklarını, bu değerlerin parti kimlikleriyle ve bağlılıkları ile ilişkili olup olmadığını öğrenmek ve seçimlerde oy verme kararını nasıl aldıklarını anlamak istiyorlardı.

Bireyin ideal bir şekilde, liberal ve muhafazakar değerlerin neler olduğunu, önem arz eden siyasi meselelerde liberal ve muhafazakar tutumların neler olduğunu ve bununla beraber hangi partinin liberal hangi partinin muhafazakar değerleri temsil ettiğini bilmesi gerekmektedir. Bu konularda bilgili olan bir bireyi bir ideolog olarak tanımlayabiliriz.

Bununla birlikte Amerikan Seçmeni kitabında araştırmacılar, katılımcıları, partiler ve adaylar hakkındaki memnuniyetlerini ve memnuniyetsizliklerini ifade etmek için kullandıkları birincil tutumlar temelinde, birkaç olası kavramsallaştırma düzeyi kapsamında sınıflandırmışlardır. Bunlar, katılımcıların siyasal bilgi seviyeleri iyiden kötüye olacak şekilde sırasıyla şu şekildeydi; ideologlar, ideologa yakın olanlar, grup çıkarları, zamanın doğası ve konu içeriği olmayan düzeyler.

Bu araştırma sonuçlarına göre, Amerikan halkının aslında sanıldığı gibi siyasal filozoflar olmadığını, siyasal bilgilerinin oy verme konusundaki kararlarının temelini oluşturmadığını göstermiştir. Bu bağlamda Amerikan halkının genel olarak ideolojik olmaktan uzak olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır.

SONUÇ

Siyaset psikolojisi tarihsel süreç içerisinde kitlesel hareketleri anlamak için önce, bireyin psikolojisini araştırmış daha sonraları ise kitlesel hareketlerdeki kitleyi bir birey olarak kabul edip araştırmalarını bu yönde gerçekleştirmiştir.

ABD'de 1940'larda başlayan kamuoyu araştırmalarının, araştırmacıları şok eden etkisi aynı zamanda siyasetçiler için bir yol gösterici olmuşlardır. Bu kamuoyu araştırmaları toplumun geneli konusunda partilere ve adaylara siyasetlerini yönlendirmeleri konusunda oldukça yardımcı olmuşlardır. Günümüzde, özellikle seçim kampanya süreçlerinde bu araştırmaları iyi kullanmayan adayların başarısız oldukları görülmektedir.

Birey, bir siyasal davranış olan oy verme eylemini gerçekleştirmek için siyasal bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Birey bu siyasal bilgiyi çeşitli yollardan edinebilir. Ancak bireyin bu bilgiyi edinmesindeki en önemli unsurların başında sosyal çevresi gelmektedir. Günümüzde ise bu sosyal çevrenin önemli bir payını sosyal medya almaktadır. İnsanlar artık sosyal medya üzerinden bir çok konuda fikirlerini beyan edip tutumlarını açıklamaktadırlar. Bu durum kamuoyu çalışmalarını oldukça karmaşık hale getirmekte ve özellikle seçim dönemlerinde yanıltıcı olmaktadır. Bu noktada şu sorular önem kazanmaktadır:

Seçmenler karar verirken tutumları ile ne kadar tutarlı davranış sergilemektedirler? Yani başka bir deyişle bireyin siyasal tutumu siyasal davranışı ile ne kadar ilişkilidir? ABD özelinde, muhafazakar ve liberal olduklarını beyan eden insanlar, bu siyasal tutumlarına ne kadar hakimdirler ve siyasal davranışlarında bunu ne kadar yansıtmaktadırlar? İnsanlar siyasal tutumlarını hangi araç ve yöntemler ile edinmektedirler? İnsanlar tutarsız tutumlarını hangi şekilde dengelemektedirler?

Son olarak ifade etmek isterim ki, yukarıda belirttiğimiz sorular ve daha nicelerinin cevapları, bundan önce olduğu gibi bundan sonraki dönemlerde de seçmenin oy verme davranışını anlamanın en önemli unsurları olacaklardır. Bugün bu cevapların daha karmaşık ve içinden çıkılması daha güç bir hal almış olmaları, siyaset psikolojisinin önemini her geçen gün arttırmaktadır. Siyasi partilerin seçim kampanya dönemlerinde kullanmak üzere bu cevaplara ulaşmak adına harcadıkları bütçe günden güne artmakta ve bu durum siyaset psikolojisinin akademik ortamda da popülaritesini arttırmaktadır.

ANAHTAR TERİMLER

Siyaset Bilimi Psikoloji Siyasal Davranış Küba Füzeler Krizi Bilimsel Araştırma Yöntemleri Kararlı Seçmen Kararsız Seçmen Siyasal Yönelim Siyasi Görüş Siyasal Bilgi Oy Verme Siyasi Parti Propaganda Kampanya Karar İkna İnançlar Değerler İdeoloji Tutumlar Şema İnanç Sistemi Michigan Modeli İdeolog

İLAVE OKUMA ÖNERİLERİ

Kressel, N. (Editör) (1993). Political Psychology: Classic and Contemporary Readings. New York: Paragon House.

Monroe, K.R. (Editör) (2002). Political Psychology. Mahwah, NJ: Lawrence Erlbaum Associates.

Alexander, M.G., Brewer, M.B. ve Herrmann, R.K. (1999). Images and Affect: A Functional Analysis of Out-group Stereotypes. Journal of Personality and Social Psychology.

Cottam, M. (1994). Images and Intervention. Pittsburgh, PA: University of Pittsburgh Press.

Cottam, M. ve Cottam, R. (2001). Nationalism and Politics: The political Behavior of Nation States. Boulder, CO: Lynne Rienner.

Westen, D. (2007). The Political Brain: The Role of Emotion in Deciding the Fate of the Nation. New York: Public Affairs.

Campbell, A., Converse, P., Miller, W. ve Stokes, D. (1960/1964). The American Voter. New York: Wiley.

Popkin, S. (1994). The reasoning voter: Communication and persuasion in presidential campaigns. Chicago, IL: University of Chicago Press.

Carroll J. Glynn, Susan Herbst, Garrett J. O'Keefe, and Robert Y. Shapiro, Public Opinion (Boulder, CO: Westview, 1999).

KAYNAKÇA

Cottam, M.L., Dietz B., Mastors E. ve Preston T. (2017). Siyaset Psikolojisine Giriş (M.Şenol, Çev.). Ankara: BB101 Yayınları.

Doğan, A. (2017). Türkiye'de Siyasal İletişim ve Siyasal Davranış. Istanbul: Nobel Yayınları.

Campbell, A., Converse, P., Miller, W. ve Stokes, D. (1960/1964). The American Voter. New York: Wiley.